Ekonomik Beka İşgal Altında, İflas Etti

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, Rize’de hükümetin ekonomik ve dış politikasını eleştirdi, ülkenin ekonomi bekasının tehdit altında olduğunu ifade ederek, ekonomik iflas ve çöküşle karşı karşıya kalındığını savundu.

Ekonomik Beka İşgal Altında, İflas Etti
19 Mart 2019 - 10:05

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, hafta sonu gerçekleşen programda Rize Merkez İlçe 1. Olağan Genel Kuruluna katıldı. Rize Merkez İlçe Olağan Genel Kurulu Fatih Erbakan’ın katıldığı ilk genel kurul olurken, Erbakan, konuşmasına partililere yönelik “Milli Görüşçüler” ve “ikinci kırk yılın kahramanları” ifadelerini kullanarak salonu selamlayarak başladı.

BİZLER MALUM ÜLKELERİN BÜYÜKELÇİLERİYLE, KONSOLOSLARIYLA GİZLİ GÖRÜŞMELER YAPARAK YOLA ÇIKMADIK. BİZLER…

Yeniden Refah Partisi Kurucu Genel Başkanı olarak ilk katıldığı kongrenin Rize Merkez İlçe Kongresi olduğunu kaydeden Dr. Fatih Erbakan, “Bugün Rize tarihi günlerinden bir tanesini yaşıyor. Yeniden Refah Partimizin Rize’deki ilk kongresi gerçekleştiriliyor. Yeniden Refah Partimizin Kurucu Genel Başkanı olan bendenizin katılmış olduğu ilk kongreyi de burada yaşamış oluyoruz. Besmelemizi Rize’den çektik. İnşallah bu Rize’de en büyük zaferlerin habercisi ve müjdecisi olur. Bu ilk besmelemizin buradan çekilmesi Rize’deki en büyük zaferlerimize inşallah vesile olur. En büyük zaferlere, en büyük muvaffakiyetlere son derece yakın olduğumuzu şu mükemmel atmosfer, şu salondaki görüntü zaten gösteriyor. Şu salona bakınca diyorum ki ey dış güçler, ey ırkçı emperyalizm, ey zalimler işte Rize, işte Yeniden Refah, işte Milli Görüş. Bizler hiçbir zaman kısa yoldan makam, mevki ve koltuk elde etme peşinde olmadık. Bendenizde buradaki dava arkadaşlarım da kısa yoldan makam mevki koltuk elde etmenin peşinde olsalardı bugün o elde etmek istediklerini çoktan elde etmiş olurlardı. Bizler sırtımızı dış güçlere yaslayarak yola çıkmadık, bizler sırtımızı holdinglere, sermayeye yaslayarak yola çıkmadık. Bizler malum ülkelerin büyükelçileriyle, konsoloslarıyla gizli görüşmeler yaparak yola çıkmadık. Bizler holding patronlarıyla, küresel sermayeyle anlaşarak yola çıkmadık. Biz önce Cenabı Allah’a sonra da bu necip millete güvenerek yola çıktık. Biz sırtımızı dış güçlere, biz sırtımızı holdinglere, biz sırtımızı malum ülkelerin büyükelçilerine değil Eyyup El Ensari hazretlerine, Sultan Abdülhamit hazretlerine, Hacı Bayramı Veli hazretlerine, Erbakan Hocamıza yaslayarak yola çıktık.” dedi.

SIRTIMIZI MÜBAREK İNSANLARA DAYADIĞIMIZDAN SIRTIMIZ YERE GELMEYECEKTİR

fatih-erbakan-rizede-(7).jpg

23 Kasım 2018’de Yeniden Refah Partisi’ni kurduklarını belirten Dr. Erbakan, “23 Kasım’da Ankara’da Hacı Bayram Veli hazretlerinin dizinin dibinde duamızı yaparak yola çıktık. 24 Kasım’da İstanbul’da Eyyüp El Ensari hazretlerinin dizinin dibinde startımızı yaptık. Arkasından cennetmekan Sultan Abdülhamit Han hazretlerinin dizinin dibine gittik himmet istedik duamızı yaptık. Arkasından da Milli Görüş hareketinin manisi, yegane liderimiz Erbakan Hocamızın dizinin dibine gittik duamızı yaptık ve besmelelerle, dualarla, salavatlarla bu yola çıktık. Biz sırtımızı bu mübareklere yasladığımız için bizim sırtımız Allah’ın izniyle asla yere gelmeyecektir. Yeniden Refah Partisi’nin kurulmasıyla su göründü teyemmüm bozuldu. Erbakan Hocamızın da ifade ettiği gibi Refah Partisi ve diğerleri, diğerleri ve diğerleri sözü bir kez daha gerçek oldu.” diye konuştu.

ÜLKEMİZ EKONOMİ BEKASI TEHDİT ALTINDA

Erbakan, Yeniden Refah Partisinin milletin maddi ve manevi sıkıntılarından kurtuluş reçetesi olduğunu savunarak, Yeniden Refah Partisinin dünya siyonizm mikrobunun tek antibiyotiği olduğunu ifade etti. Ülke olarak 31 Mart Pazar günü yerel seçimlere gidileceğini hatırlatan Genel Başkan Erbakan, bir takım değerlendirmeler ve iktidara yapıcı uyarılarda bulunmak zorunda olduklarını kaydederek, “Bizler burada yapacağımız ve bugüne kadar yaptığımız bütün uyarılarımızı dost acı söyler prensibine dayanarak yapıyoruz. Bizler ülkemiz için, milletimizin selameti için uyarı vazifemizi, iktidarda bulunan kardeşlerimiz için de kardeşlik vazifemizi yapıyoruz. Bizler Yeniden Refah Partisi olarak Türkiye’de alışılagelmiş muhalefet anlayışında olduğu gibi iktidarın yanlışına, hatasına sevinen bir anlayışla hareket etmiyoruz. Bizler Yeniden Refah Partisi olarak bu iktidar hata yapsın ki biz buradan kendimize pay çıkaralım anlayışıyla hareket emiyoruz. Çünkü bizler her zaman ifade ettiğimiz gibi Yeniden Refah Partisi olarak yıkmak için değil yapmak için geliyoruz Biz Türkiye’de alışılagelmiş muhalefet anlayışında olduğu gibi bu mevcut iktidar gitsin de ne olursa olsun anlayışında değil milletimizin, ülkemizin sorunları çözülsün de kim çözerse çözsün anlayışıyla siyaset yapıyoruz. Biz kavga etmek için değil milletimizin derdine derman olmak için geliyoruz. Bütün uyarılarımızı ve siyasetimizi de bu temel prensipler üzerine kuruyoruz. 31 Mart yerel seçimlerine doğru giderken içinde bulunduğumuz günlerde ve çok uzun zamandan beri beka probleminden bahsediliyor. Ülkemizin bekasını korumaktan bahsediliyor. Sürekli olarak seçim meydanlarında beka sorunu dile getiriliyor. Gece gündüz millet olarak ülke olarak beka ile yatıyor beka ile kalkıyoruz. Evet ülkemizin bekası elbette ki son derece önemlidir ancak bir ülkenin bekası sadece terörle, teröristle mücadele etmek demek değildir, bir ülkenin bekası sadece sınır ötesi operasyon yapmak demek değildir, bir ülkenin bekası sadece sınır güvenliğini temin etmek demek değildir. Ülkeler için ve Türkiyemiz için çok hayati diğer bir konu da vardır ki onun adı da ülkenin ekonomik bekası konusudur. Bir ülkenin ekonomik bekası muhafaza edilemezse, ekonomik bekası elden giderse o ülkenin siyasi bekası da elden gider Allah muhafaza buyursun. Bekamız çok önemli ancak bekamızın en önemli unsurlarından olan ekonomik bağımsızlığımız, ekonomik gücümüz, ekonomik bekamız ne durumda bunun değerlendirilmesinin mutlaka yapılması gerek. Eğer bir ülkede ekonomik işgal olursa, bir ülkede Allah vermesin ekonomik iflas olursa o ülkenin bekası falan kalmaz ekonomik iflas ve işgal noktasında egemenliğiniz bağımsızlığınız bile elden gider.” şeklinde konuştu.

BORÇ BATAĞINDAYIZ. EKONOMİK BEKAMIZ İŞGAL ALTINDA, İFLAS ETTİ. BORÇ ÖDENEMEZSE VARLIK FONU DA ELDEN GİTTİ

Vatandaşlarla özel işletmelerin ve kamu kurumlarının borç batağı içinde bulunduğunu ve toplam borcun 1 trilyon dolar seviyesine ulaştığını kaydeden Dr. Fatih Erbakan, hükümetin ekonomi politikasını eleştirerek ülkenin ekonomik bekasının işgal altında olduğunu ve iflas ettiğini ifade ederek şunları kaydetti: “Bir ülkede kamunun, özel sektörün ve vatandaşın toplam borcu 1 trilyon dolar seviyesine yaklaşmışsa o ülkede devlet, millet ve özel sektör her sene bu borç nedeniyle 100 milyar dolar borç faizi ödemek zorundaysa, bir ülkenin halkı yüzde 70’i yabancıların elinde olan bankalara 100 milyar dolardan daha fazla borçlanmışsa, o ülkedeki halk bu yabancıların elinde olan bankalara olan borcundan dolayı bu bankalara her sene 10 milyar doların üzerinde borç faizi ödemek zorundaysa, eğer bir ülke bırakın borcunu, borcunun faizini bile borçla kapatıyorsa o ülke ekonomik anlamda işgal edilmiş demektir. Eğer bir ülke 60 senede 70 senede yaptığı devlet kuruluşlarını, devlete ait sanayi tesislerini, 50-60 senede elde ettiği varlıkları 68 milyar dolar karşılığında satıyorsa ve bütün bu varlıklardan elde ettiği 68 milyar dolar o ülkede kamunun sadece 2 senede ödediği borç faizine ancak yetiyorsa bu ülkenin ekonomik bekası çoktan tehlike altına girmiş demektir. Eğer bir ülke 40 senede 50 senede yaptığı bütün şeker fabrikalarını aşağı yukarı 1 milyar dolarlık bir gelir karşılığında satıyorsa ve elde ettiği bu gelir kamunun hükümetin sadece 2 haftada ödediği borç faizine ancak yetiyorsa o ülkenin ekonomik bekası tehlike altındadır demektir. Bir ülkede hükümet önümüzdeki 3 senede eski parayla 436 katrilyon yeni parayla 436 milyar lira faiz ödeyeceğini ilan ediyorsa ve bu 436 katrilyon lira faizin çok önemli bir kısmı dış güçlere ödenmek mecburiyetindeyse oturup ekonomik bekamızı ciddi ciddi konuşmamız gerekir. Bir ülke varlık fonu ile elinde avucunda kalan son varlıklarını ipotek ettirip bu varlıklar üzerinden borçlanmaya gidiyorsa, bir ülke ihraç ettiği her 100 dolarlık ürünü üretebilmek için 82 dolarlık hammadde ve malzeme ithal ediyorsa bu ülke ekonomik iflas, ekonomik işgal noktasına gelmiş demektir. Varlık fonu ne demek? Varlık fonu şu demektir: Bugüne kadar borçlandığımız, borç istediğimiz dış güçler diyorlar ki; bundan böyle size hazinenin, devletin, merkez bankasının garantisiyle biz borç falan vermeyiz. Bizden hala borç istiyorsanız, bu istediğiniz borç karşılığında bize elle tutulur somut teminat getirin. Bunun üzerine hükümet de Türk Hava Yollarını, Eti Madeni, Türk Petrollerini, Ziraat Bankasını, ÇAYKUR’u hepsini bir paketin içerisine koyuyor ve bu paketi teminat göstererek bunun üzerinden borçlanmaya gidiyor. Allah göstermesin bu borçları ödeyemediğiniz zaman ne olacak? Ne olacağı son derece açık ve basit. Ekonominin kuralları gereği teminat gösterdiğiniz elinizde kalan bu son varlıklar da gidecek. Bunun üzerine siz hala daha borçlanmaya devam etmek isterseniz, hala daha dış güçlerden borç istemeye devam ederseniz adamlar diyecekler ki üzerinde ceketin kalmadı hala daha benden borç istiyorsun. En son varlık fonunda elinde avucunda kalanları da ipotek ettirdin borç aldın bunu da geri ödeyemedin bunlarda gitti. Elinde teminat gösterecek bir şey kalmadı. Allah göstermesin o zaman bu dış güçler ne diyecek? Diyecekler ki şu Güneydoğuyu benim söylediğim devlete ver bakalım, şu İstanbul’daki patrikhaneye özerklik tanı bakalım, Çanakkale ve İstanbul boğazlarının kontrolünü bana ver bakalım, Trabzon’u Rumlara ver bakalım, Ankara’nın batısını dış güçlere ver bakalım, Allah korusun falanca ülkeyi işgal edeceğim, savaş yapacağım şu askerleri, Mehmetçiği karın tokluğuna benim emrime ver bakalım. Allah muhafaza buyursun Osmanlı döneminin son dönemini hatırlayalım. Önce borçlanma, ekonomik işgal, iflas, arkasından düyun-i umumiye, kapitülasyonlar, arkasında fiili işgal parçalanma ve çöküş. Allah muhafaza buyursun bu hiç birimizin istemeyeceği bir akıbet. Böyle bir noktaya gelince ortada beka kalır mı? Siz böyle bir noktada ülkenin bekasını korumaktan bahsedebilir misiniz? Ama adım adım ekonomik gelişmeler, ekonomi alanında atılan adımlar bizi böyle bir noktaya götürüyor. Beka sorunu sadece düşmanların gelip topraklarımızı fiilen işgal etmesi demek değildir. Ekonomik beka elden giderse siyasi beka da elden gider, egemenliğimiz de tehlikeye girer. Meşhur atasözümüzü sizler de çok iyi biliyorsunuz bugün borç alan, yarın emir almak zorunda kalır. Borç alan emir de alır.”

EKONOMİ POLİTİKASI AYNI DEVAM EDERSE BORÇ KISA SÜREDE 5 MİSLİ ARTACAK

fatih-erbakan-rizede-(1)-001.jpg

AK Parti iktidarı öncesinde özel, kamu ve vatandaşın toplam borcunun 200 Milyar dolar seviyesinde olduğunu kaydeden Dr. Erbakan, AK Parti’nin ekonomik politikasını eleştirmeye devam ettiği konuşmasında “Bu borç 2002 yılında 200 milyar dolar seviyesindeyken aradan geçen 17 senede 1 trilyon dolar seviyesine geldi. Son 17 senede toplam borç 5 misli arttı. Bu borçlanma, bu ekonomik gidişat aynı şekilde devam ederse ne olacak? Toplam borç bir 5 misli kat daha artacak ve 5 trilyon dolar seviyesine gelecek. Biz bu mevcut ekonomik politikasıyla, borçlanmayla devam edersek yakın bir gelecekte borcumuzun yıllık faizi 1 trilyon dolar seviyesine gelecek. Bu ne demek? Bizim 82 milyon memleket evladı olarak 1 senede ürettiğimiz toplam gayri safi milli hasılamız borcumuzun 1 yıllık faizine bile yetmez hale gelecek. Bu ne demek? Merhum Erbakan hocamızın ifadesiyle Firavunların piramitlerine taş taşıyan köleler haline geleceğiz. Bu tam bir kölelik demektir. Bu tam manasıyla iflas demektir. 82 milyon memleket evladı bir sene çalışıp üreteceğiz, terleyeceğiz bir kuruşuna dahi dokunmadan götürüp borç faizine vereceğiz. Borcumuzu ödemeyi bırakın borcumuzun yıllık faizine bile bir senelik gelirimiz yetmez hale geleceğiz. Bir ülkenin gayri safi milli hasılasının tamamı borcunun bir yıllık faizine yetmezse o ülkede siz hangi bekadan bahsedeceksiniz. Bu noktaya gelen bir ülkede beka mı kalır? O ülkenin tam manasıyla bağımsız kalabileceğini iddia edebilir misiniz, o ülkenin egemenliğini koruyabileceğini iddia edebilir misiniz?” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE, BOP TEHDİTİ ALTINDA

BOP Projesinin Türkiye’nin bekasını tehdit eden asıl mesele olduğunu kaydeden Dr. Fatih Erbakan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bizim bekamızı tehdit eden asıl mesele nedir? Dış güçlerin bölgemizde uyguladığı Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) olmasaydı, Amerika’nın Irak işgali olmasaydı, bunların sonucunda Irak 3 parçaya bölünmeseydi, Suriye bugünkü paramparça haline gelmeseydi, bölgemizde büyük bir otorite boşluğu ve istikrarsızlık oluşmasaydı, bölgedeki terör örgütleri bu şekilde palazlanabilir miydi, bu bölgede bu otoriter boşluğu olmasaydı İŞİD gibi bir sürü yeni terör örgütü meydana gelebilir miydi, sınır güvenliğimiz bugün olduğu kadar tehdit altında olur muydu? Öyleyse bizim bekamızı tehdit eden asıl olarak bu terör örgütlerinin meydana gelmesine asıl olaylar Amerika’nın Irak işgali ve BOP’un uygulanmasıdır. Eğer bu olaylar olmasaydı bölgemiz bu hale gelmezdi, Suriye ve Irak bu hale gelmezdi, bu terör örgütleri bu şekilde azgınlaşmazdı, güçlenmezdi ve bizim bekamız da bu kadar tehdit altında olmazdı. Bu tespiti yaptıktan sonra şunu sormamız gerekir. Öyleyse yıllarca BOP’a, Amerikanın Irak operasyonuna, Amerika’nın Irak işgaline destek olup sonra bekadan bahsedenlere bu ne perhiz ne lahana turşusu demezler mi?”

Sakarya tank palet fabrikasının satılmasının da bekayı tehdit edecek bir olay olduğunu ve doğru olduğuna inanmak istemedikleri Çankırı’daki uçaksavar ve top fabrikasının da seçimden sonra satılacağı iddiaların da gerçeğe dönüşmesi ve bu adımların atılması halinde bekadan bahsetmeye devam edilirse abesle iştigal etmiş olunacağını sözlerine ekledi.

ERBAKAN HOCA’NIN FETÖ’YE KARŞI UYARILARI DİKKATE ALINSAYDI FETÖ BU GÜCE ULAŞAMAZ, BEKAMIZI TEHDİT EDEMEZDİ

Erbakan, FETÖ meselesinin de beka meselesi olduğunu ve Erbakan Hocanın FETÖ ile büyük bir mücadele içerisinde bulunduğunu kaydettiği konuşmasında, “Ülkemizin bekasını tehdit eden diğer bir unsur FETÖ meselesidir. Bundan 30-40 sene evvel Erbakan Hocanın dilinde tüy bitti. Bunlar CIA’ya asker yetiştiriyor, bunlar Amerika’ya asker yetiştiriyor, bunlar siyonizme asker yetiştiriyor, bunlarla ortaklık yapmayın, bunları köşebaşlarına getirmeyin diye gece gündüz uyarıda bulunan Erbakan hocamızı dinleseydik, Erbakan hocamızın uyarılarına kulak verseydik FETÖ bu güce ulaşabilir miydi, bu noktaya gelebilir miydi, bekamızı tehdit edecek noktaya gelebilir miydi? Allah Erbakan hocamıza gani gani rahmet eylesin. Geç de olsa onu hakkıyla anlamayı onun uyarılarına kulak vermeyi cümlemize nasip eylesin.”

FATİH ERBAKAN’IN KONUŞMASINDAN DİĞER SATIRBAŞLARI ŞÖYLE

fatih-erbakan-rizede-(4)-001.jpg

Erbakan, Amerika Başkanı Donald Trump’ın Türkiyeyi tehdit etmesinin ekonomik güce sahip olmamaktan kaynaklandığını belirterek, ekonomik bekanın korunabilmesi için Yeniden Refah Partisi iktidarına ihtiyaç duyulduğunu ve alacakları önlemlerle Türkiye’nin İslam Devletlerinin lideri olacağını söyledi.

Yeniden Refah Partisi iktidarında ekonomik bekayı korumak adına etkili adımlar atacaklarını ifade eden Dr. Fatih Erbakan, devlet bütçesinin mutlaka denk bütçe olarak gerçekleştirileceğini, devletin yeniden borçlanmasının, borca esir olmasının önünün kesileceğini, ileri teknoloji, üretim ve ihracatla katma değerli ihracatla milli gelir artırılarak dışarıya borçlanmadan ülkeye döviz girişi sağlanacağını ve halkın refah düzeyinin üretim ve ihracatla artırılacağını, Türk Lirasının güçlendirilerek döviz kurlarındaki devalüasyonla astronomik artışların önüne geçileceğini ifade etti.

Erbakan, üretim olmadan, ihracat olmadan, katma değerli ileri teknoloji ürünü ihracatı olmadan sadece finansal tedbirlerle para politikalarıyla ekonominin düzelmeyeceğini ve borçtan kurturulamayacağını, Türk lirasının güçlenemeyeceğini iddia ederek iktidara geldiklerinde borç ve faiz ekonomisi yerine üretim, istihdam ve ihracat ekonomisini uygulayacaklarını kaydederek, üretim ve ihracat hamlesiyle genç işsizlik diye bir dertlerinin kalmayacağını ve tek bir tane dahi diplomalı üniversiteli işsizin kalmayacağını kaydetti.

Tarım politikasında dış güçlerin istediği kotaları kaldıracaklarını, tarımda yerli üretimi teşvik edeceklerini ve yerli üretimi artıracak bütün tedbirleri alarak bu yönde tüm hamleleri gerçekleştireceklerini sözlerine ekleyen Kurucu Genel Başkan Fatih Erbakan, yerli hayvancılığın teşvik edilerek hayvan ve et ithalatının en kısa sürede sıfır seviyesine indirileceğini, et ve süt kurumunun bugün kü hantal yapısından arındırılarak ithalatçı firma yapısından kurtarılacağını ve asli işlevine geri döndürülerek Yeniden Refah iktidarında Türkiye’nin yılda 100 milyar dolar tarım ve hayvancılık ihracatı yapan ülke haline geleceğini kaydetti.

Dr. Erbakan, kendi iktidarları döneminde teknoloji alanında AR-GE çalışmalarına çok büyük destek vereceklerini, yerli ve milli yazılım, kodlama, nano teknoloji, yerli ve milli savunma sanayi teknolojileri, sağlık teknolojileri, yerli tohum, yerli ve milli aşı ve ilaç sanayi, yerli üretim teknoloji alanlarına özel önem verip kaynak aktaracaklarını belirterek halkın refah ve alım gücünün 54. Hükümet dönemindeki gibi yükseltileceğini belirtti.

Kaynak bulmanın Milli Görüşün, Yeniden Refah’ın işi olduğunu kaydeden Dr. Fatih Erbakan bunu geçmişte Erbakan Hocanın her türlü saldırıya karşı zam yapmadan 6 ay gibi kısa sürede gerçekleştirdiğini ve 35 milyar dolar kaynak bulduğunu ifade ederek, ikinci 40 yıllık Refah Partisi iktidarı döneminde bir senede 100 milyar dolar kaynak bulacaklarını ve bunun yarısını bulduklarını kalan 50 milyar doları bulmak için çalışmalarını sürdürdüklerini, 50 milyar doları sudan ve güneş enerjisinden bulduklarını söyledi.

Fatih Erbakan, ekonomik bekanın korunması için atılacak adımların yanında siyasi bekanın da korunması için adımlar atacaklarını, Büyük İsrail planı ile dünya siyonizmine karşı önlem alacaklarını ve İslam Birliği ile yeni bir dünya birliğinin adımı olan Erbakan hocanın D8 projesine önem vereceklerini kaydetti.

Yeniden Refah iktidarında dış politikada Türkiye’nin Amerika’yı İslam coğrafyasından çıkarmak için en etkili mücadeleyi vereceklerini sözlerine ekleyen Erbakan, Amerika’nın İncirlik Üssünün kapısına kilit vuracaklarını ve bunu parti programına yazdıklarını söyledi. İsrail’i İran saldırısından korumak için Malatya’ya kurulan füze savunma sistemini kaldıracaklarını ve İsrail’i korumayacaklarını belirtti

Kıbrısla ilgili temel prensiplerinin 1974 Harekatıyla tamamen bittiğini ve masa başı toprak pazarlığına derhal son vereceklerini belirten Erbakan, Yeniden Refah Partisinin tüm sorunlara çare olacağını kaydetti.

Erbakan, konuşmasının sonunda ise kurucu ilçe yönetimine verdikleri hizmet dolayısıyla teşekkürlerini ileterek yeni seçilen yönetime başarılar diledi.

Rize Merkez İlçe 1. Olağan Genel Kuruluna, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcıları Cemil Çolak ve Mehmet Altınöz, Rize İl Başkanı Mehmet Akif Zerdeci, Karadeniz Bölgesi İl Başkanları, Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Zahid Tokgöz, Rize Merkez İlçe Başkanı Ensar Özçelik, Saadet Partisi Rize İl Başkanı Mehmet Arıcıoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi Rize Merkez İlçe Başkanı Necati Topaloğlu, stk temsilcileri, partililer, davetliler ve vatandaşlar katıldı.

yeniden-refah-partisi-rize-merkez-ilce-1.-olagan-genel-kurulu-(12)-001.jpg

YORUMLAR

  • 0 Yorum